2018/01/16

Durarara!! Light Novel Bölüm 5 - Şehirde Tipik Bir Gün / Gece (Kısım 1)

“Neyse, ölmeden önce neler yapmak istediğiniz hakkında konuşalım haydi.”

Orihara Izaya bu hastalıklı soruyu bir karaoke odasında sormuştu. Elinde bir içecekle duruyor, durağan sesi tenha odada yankı yapıyordu.

Odada onunla birlikte duran  iki kadın, sorusuna karşılık belli belirsiz kafalarını salladılar.

“Pekala. Ama cidden benim gibi biriyle ölmek istediğinize emin misiniz? Bunu sizinle yapabilecek daha harika beyler yok muydu?”

“Olmadığı için buradayız. Bu yüzden ölmek istiyoruz.”

“Evet.”

Izaya alçak gönüllülükle kafasını sallayıp sessizce iki kadını inceledi. Yüzlerindeki ifadelerden bariz bir bezginlik ifadesi okunamadığından detayları bilmeyen biri ölmek istediklerini tahmin bile edemezdi.

Burada olmalarının sebebi bir davete yanıt vermekti aslında. “Haydi birlikte ölelim!” diye yazmıştı Izaya intihar anlaşmaları sitesinde.

Izaya’nın davetinin içeriği garip bir şekilde neşe dolu ve olumluydu. Sosyal medya portallarından biri için hazırlanmış bir reklam olduğu için elden bir şey gelmezdi. Bu yüzden üzerinde biraz değişiklik yapmış ve sonrasında mesaj panolarına bir bir yapıştırmıştı. Ancak diğer paylaşımlarına da baktığınızda birçoğunun en az bunun kadar neşeli olduğunu görürdünüz.

Mesajlar açık ve yerindeydi. Bunun yanında farklı türde intihar şekillerini detaylı biçimde anlatıp kişiyi bunları uygulamak için cesaretlendirir nitelikteydi, intihar etmek isteyen birine verilen sıradan tavsiyeler değildi sadece. Oldukça resmi bir dille, sanki resmi bir kuruluşa hitap ediyormuşçasına yazılmış olanlar da vardı. Izaya yazdığı bu etkileyici “İntihar Davetleri”ne bakmaya bayılıyordu.

Önünde duran bu iki bayan ölmeyi seçmişlerdi. Biri iş bulamadığı içindi diğeri ise başarısız giden ilişkisinden yediği darbeleri kaldıramadığı içindi ve iki bayan da birbirinden umutsuzdu.

İlk bakışta bu tür sebeplerden dolayı birinin intihar etmesi kabul edilemezmiş gibi geliyor fakat ekonominin düşüşe geçişinden beri kariyerinde başarısız olup intihar eden insanların sayısı her sene giderek artıyor. Eğer bu insanları işe alınma yüzdelerine göre sıralayacak olursanız birçoğunun aslında işsiz olduğunu görürsünüz. Ayrıca, yaşlarına göre gruplayacak olursanız yirmi yaş altı intihar eden insanların diğer yaş gruplarına göre çok daha az olduğunu görürsünüz. Son zamanlarda medyanın çoğunlukla okuldaki zorbalıklara dayalı intiharları gündeme getirerek göz boyayışından dolayı, insanların aklında intihar edenlerin birçoğu gençlermiş gibi bir izlenim kalıyor. Oysa gerçekte, birçoğu “yetişkin” olarak kabul ettiğimiz insanlardır.

Tıpkı Izaya’nın karşısındaki bu iki bayan gibi. İkisi de yetişkindi ve yaşları yirmi beş, yirmi altı civarıydı.

Kendilerini öldürmek isteyen insanlarla buluşmak. Izaya bunu en az yirmi kez yapmışlığı vardı. Bu buluşmalar sırasında gelenlerin çoğunun hiçbir ortak noktası olmadığını fark etmişti. Ölüme karşı duruşlarındaki farklılık geniş bir yelpazeye yayılıyordu: böyle bir şeyden bahsederken devamlı olarak gülümseyenler de buna dahildi. Kesin bir şekilde ölmek isteyip çıkmadan önce izlemek istediği TV dizilerini kaydedenler bile vardı.

Ama Izaya’nın tanıştıklarından hiçbiri neticede intihar etmemişti. Bu onu biraz  “hayal kırıklığına” uğratmıştı.

Haber programları son yıllarda, özellikle medyanın etkisiyle insanların web sitelerinde intihar anlaşması yapmaya başlamasından beri, intihar olaylarını örtbas ediyordu. Fakat birkaç yıldır otuz binden fazla solo intihar vakasının üzerini örtmemişti.

Ölmeye karar verdiklerinde akıllarından neler geçiyordu? Gerçekten başka bir yolu yok muydu? Ya da kimin için ölmek istiyorlardı kim bilir? İnsanlar ölmeye karar verdikleri vakit kalplerinde ne çeşit bir umutsuzluk taşıyorlardı?

Orihara Izaya insanları her şeyden çok seviyordu ve bu yüzden bu soruların cevaplarını öğrenmeyi çok istiyordu.

Ancak onlarla buluşmasının sebebi onlarla intihar hakkında konuşmak değildi. Ve Izaya’yla, daha önce hiç intihar etmeye kalkışmamış bu insanların buluşmasının asıl sebebi de en başında buraya ölmek istemelerinden dolayı değil yalnızca eğlenmek istemelerindendi, korkaklık ettiklerinden değildi yani.

Izaya’nın asıl doğası, neşeli görünen maskesinin ardından sıyrılıp yavaşça kendini göstermeye başlamıştı.

İntihar etmek için sebeplerini dinledikten sonra Izaya sesini yükseltti ve rahat bir şekilde bir başka soru yöneltti.

“Ee, öldükten sonra ne yapacaksınız peki?”

Bu ani soruyu duyduktan sonra iki kadın donakaldılar ve Izaya’ya aptal aptal baktılar.

“Iıh… yani cennete gittikten sonrasını mı diyorsunuz?”

-Çoktan kendini öldürmeye karar vermiş, bir de cennete gitmek istiyor hala. Daha ne kadar arsız olabilir? Ama bir insanı bu kadar ilgi çekici yapan şey de bu özellikler ya…

“Nakura-san ölümden sonra yaşama inanıyor mu?” diye sordu diğer kadın Izaya’ya. Nakura, Izaya’nın kendi için kullandığı sahte bir isimdi. Izaya gülümseyip cevap olarak kafasını salladı ve aynı soruyu onlara yöneltti.

“Peki ya siz ölümden sonra yaşama inanıyor musunuz?”

“Ben inanıyorum. Ama başka bir hayattan ziyade, insanların öldükten sonra bu dünyada gezinen hayaletlere dönüştüğüne inanıyorum…”

“Ben inanmıyorum. Ölüm hiçliğin bir uzantısı, sadece bir parça karanlık… ama bundan daha da öte bir şey.”

Cevapları duymasının üzerine Izaya kafasında devasa bir “X” çizdi.

-Yaa, büyük hayal kırıklığı. Cidden büyük hayal kırıklığı. Kocaman bir zaman kaybı. Liseli kafasındalar resmen. Son zamanlarda ateistler çok daha enteresandı. Bu ikisi sadece kendilerini düşünüyorlar.

Ardından Izaya bu iki bayanın ölüm hakkında ciddi olmadığı sonucuna vardı. Ya da belki de ölümü kendilerince gözlerinin önüne getiremiyorlardı.

Gözlerini kıstı ve alaycı bir şekilde gülümsedi.

“Bu iyi değil. Ölmek isteyen insanlar nasıl ölümden sonraki yaşamı düşünebilir?”

“Eh..?”

İkisi sanki tamamen mantıksız bir şeye bakıyorlarmış gibi şaşkına dönmüşlerdi. Izaya devam etti.

“Ölümden sonra yaşamı düşünmek yalnızca yaşayanlara özel bir haktır. Bu sonuç durmadan eni konu düşündüğünüz bir şeyse söyleyecek bir şeyim yok. Umutsuzluğun derin çukuruna sürüklenmişseniz, bütün birikiminiz bir grup yağmacı tarafından elinizden alındıysa mesela… dış etkenlerden dolayı bu tür umutsuz durumlara sürüklenmiş insanların bu şekilde düşünmeye hakkı vardır ancak.”

Izaya gülümseyip yavaşça konuşmaya devam etti.

“Ama sizin açınızdan bakacak olursak, tüm bu sorunları başınıza açan sizsiniz, değil mi? Bu umutsuzluk dolu yolda yürümeye karar verenler sizlersiniz ve hala ölümden sonraki yaşamdan medet umuyorsunuz. Bunu yapmanın iyi bir şey olduğunu sanmıyorum.”

İki bayan bir şey fark etmişlerdi. Bunca zamandır neden ölmek istedikleriyle ilgili itiraflarda bulunup durmuşlardı fakat karşılarında duran adam kendisi hakkında tek kelime söylememişti.

“Imm… Peki Nakura-san… ölmek istiyor mu?”

Tamamiyle çekinilmeden, doğrudan sorulmuş bu soruya Izaya açık gönüllülükle yanıt verdi.

“Hayır.”

O an bölmenin içinde duyulan tek ses diğer odalardan gelen seslerdi. Çok geçmeden bayanlardan biri sinirinden patlamış olacak ki bağırmaya başladı.

“Bu kadarı da fazla ama! Ne diye yalan söyledin bize o zaman?”

“Bence… fazla ileri gidiyorsunuz!”

Kadının isyanından sonra diğeri Izaya’yı bir güzel azarladı. Ama tepkilerini görmesine rağmen Izaya yerinden kımıldamadan durmaya devam etti.

0 yorum:

Yorum Gönder